Düzce Akçakoca Escort Ebru – Karadeniz’in tuzlu bıçağı 🔪🌊
Adım Ebru, ama balıkçılar bana “Ceneviz’in kızı” der”; çünkü babamın teknesi hâlâ Ceneviz Kalesi’nin gölgesinde çürür, ben de o gölgede büyüdüm. 29’umu devirdim, kimlikte yazar ama deniz benden yaş almıyor, sadece tuz basıyor.
Sabahları teknenin burnunda doğarım. Güneş daha ufukta kıvılcımken palamut sürüsünün üstüne palet vururum, bıçak dişlerimde, gözlerim açık. 12 metrede nefesimi tutar, sürüye dalarım; balıklar kaçamaz, çünkü ben daha hızlı kanıyorum.
Kıyıya dönünce West Marina’nın betonunda yatarım, üstümde sadece siyah mayo ve kanlı pullar. Turistler fotoğraf çeker, ben gözümü bile kırpmam; bir tek martılar anlar, üstüme üşüşür, paylarını alır.
Öğlen Fakıllı Mağarası’na tırmanırım, kimsenin girmediği arka bacadan. İçerisi karanlık ve 9 derece; tişörtümü çıkarıp sarkıta asarım, sonra kendimi de asarım. Damlalar göğsümden aşağı yarışır, sesleri mağarada bin yıl yankılanır.
Akşamüstü Akçakoca’nın en eski balık lokantasında garsonluk yaparım; önlük yok, sadece kısa bir erkek atlet ve kot şort. Sipariş alırken masaya eğilirim, tuzlu saçım rakı bardağına damlar; müşteriler “Düzce Akçakoca Escort Ebru” geldi der, ekstra para bırakır.
Gece tekneme çekilirim. Motoru çalıştırmam, sadece akıntıya bırakırım. Ay ışığında direğe ters çıkar, bacaklarımı denize sarkıtırım. Bazen bir palamut atlar kucağıma, bazen bir erkek. İkisini de aynı bıçakla temizlerim.
Tenim tuzdan çatlamış, saçım katrana dönmüş, sesim dalga kırıldığında çıkar: kısa, keskin, geri dönüşü yok. Gözlerimse tamamen siyah; denizci feneri vursa bile yansıma yapmaz.
Gelirsen bıçak sırtında yürürsün. Düşersen seni ben toplarım, ama parçaları denize geri veririm.
Tek parça kalmak istiyorsan, uzaktan bak.

